Home

Vurdular Fransız’ı. Tam da kalbinden. Hz. Muhammed karikatürlerini yayınlayan mizah dergisi Charlie Hebdo’dan. “Baskını İsrail yaptırtmış, Müslümanları kötülemek için Fransa planlatmış” gibi laflar komik. İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık bir röportajında güzel özetlemiş vaziyeti: “Bugün Türkiye’deki ortalama bir cemaatte mevcut din anlayışıyla eğitilen bir genç üç gömlek sonra IŞİD’cidir”. Bunu dünyaya genellemek mümkün. Fazla komplo teorisi kurmaya gerek yok, uçlara çekilmeye müsait, din uğruna öldürmenin sevap olduğuna inandırılabilecek çok gariban var ortalıkta. Bizde dinsiz diye öldürülmedi mi Uğur Mumcu’lar, Bahriye Üçok’lar? Sivas katliamında “Allahsız kafirler” diye galeyana gelen, insanları canlı canlı yakan koca bir şehir değil miydi? Burnumuzun dibinde binlerce IŞİD’ci, az ötede başka binlerce El-Kaideci yok mu?

Konuya döneyim, çok sevilesi insanlar değildir bu Fransızlar, ukaladırlar, dünyaları ben yarattım havasında gezerler. Ama yiğidi öldür hakkını yeme, bazı yönleri vardır ki takdir etmeden olmaz. Demokrasi olsun, ifade özgürlüğü olsun, bunlara sonuna kadar sahip çıkarlar. Charlie Hebdo baskını ve takip eden operasyonlarda saldırganlar hariç 17 kişinin ölümünden sonra dün Paris’te 1,5 milyon insanın “Je Suis Charlie” (“Ben Charlie’yim”) diye sokaklara dökülmesinin bir nedeni bu. Çünkü o adam için aklındakini söyleyebilmek, eleştirmek bir yaşam tarzıdır, iliklerine işlemiştir, vazgeçmez.


Başka bir neden de korkmaları. Fransa’ya gittiyseniz ya da dünkü yürüyüşe göz attıysanız, tanıdık yüzler görmüşsünüzdür muhakkak. Politikacıları demiyorum, bizim insanımıza benzer yüzleri diyorum. Meydanın göbeğindeki heykelde Fransız bayrakları arasında iki Türk bayrağı vardı. Yanında Cezayir bayrağı. Onun yanında her milletten bayraklar. Fransızlarla omuz omuza bir sürü siyahi, Arap, Türk Müslüman vardı orada. Fransa’da büyük çoğunluğu göçmen 5 milyon Müslüman yaşıyor. O kadar iç içe geçmiş vaziyetteler ki bazı şehirlere gittiğinizde Fransız görmekte zorlanıyorsunuz, sokaklarda Arapça konserler dinliyorsunuz. Zamanında uyguladıkları ucuz iş gücü ve sömürge politikaları sebebiyle geçmişte yedikleri hurmalar bugün tırmalıyor. Fransa artık istese de bu insanları ayıklayamaz içinden. Bunun farkındalar. 11 Eylül sonrası dünyayı saran İslam karşıtı paranoya beraber yaşamayı kolaylaştırmıyor. Kendi küçük dünyasında yaşayan sarışın mavi gözlü Fransız, bir kesim basının da gazlamasıyla, sokakta kara kuru hele de sakallı bir adam gördüğünde hemen terörist yaftasını yapıştırıyor. Göçmenlerin suç oranının yüksek olması ve sıkça yaşadıkları asimilasyon problemleri de işleri hiç kolaylaştırmıyor. Sıradan Fransız korkuyor. Tam da katliamdan önce Michel Houellebecq “Soumission” (Teslimiyet)’i çıkardı. Kitap 2022 seçimlerinde bir Arap Müslümanın Cumhurbaşkanı olmasını ve sonrasında Fransa’yı bekleyenleri endişeli bir dille anlatıyor. İşte bunlar hep korku. Sağcı Front National lideri Marine LePen -ki kendisi göç konularında aşırı milliyetçiliğe kaçar- 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %18 oy aldı. Tabii biz %50’li oranlara, muhalefetsizliğe alıştığımız için fazla algılayamıyoruz ama “normal” demokrasilerde uç bir aday için çok yüksek bir oran bu. Ülkede tansiyon o kadar yüksek ki, yangına körükle gider endişesiyle LePen birlik yürüyüşüne davet edilmedi.

İşin ironik tarafı bu korkuya karşılık Müslümanlar da korku içinde. Üç-beş beyni yıkanmış radikal yobaz yüzünden huzurları kaçacak korkusundalar. Baskını izleyen dakikalarda yardıma ilk koşanlardan birisi Drancy Camiinin imamıydı, adam çaresizlikle şunu bağırıyordu “Bunlar barbar, bunlar katil, Müslümanlık bu değil”.

Fransa ve aslında tüm Batı dünyası ciddi bir yol ayrımında, önlerinde iki senaryo var:

Senaryo 1. Ciddi iç çatışmalar yaşanacak. Camilere saldırılacak, Müslümanlar okullarda, sokaklarda, işte dışlanacak. Radikal daha da radikalleşecek, çoğalacak, elinde silah, sokaklarda yeni kurbanlar bulacak kendine. O kadar radikalleşmeyen ama yine de öfkeli göçmen gençler sokaklarda önüne gelini yakıp yıkacaklar. Yıllardır birbirlerine alışmaya çalışan Fransızlarla Müslümanlar arasında ipler tamamen kopacak. Aşırı milliyetçi partiler oylarını artıracak, gittikçe sertleşen kanunlar uygulanacak. Baskıdan ve şiddetten doğacak kutuplaşmaları terse göçler izleyecek, kayıp kimliksiz kuşaklar doğacak. Toplumun dengesi yitecek ve Avrupa’nın göbeğinde oluk oluk kan akacak.

Senaryo 2. Bol bol sağduyu ve benzersiz bir algı yönetimi gerekecek. “İslam bu değildir”i destekleyecek örneklerle öfkenin kendi halindeki Müslümana yönelmesinin önüne geçilecek. Tabii bununla birlikte istihbaratı sıkı tutacaklar, radikalleşmeye müsait cemaatler ciddi takibe alınacak, yıllarca nefes aldırılmayacak. Mevcut faillerle ilişkili herkes hesap verecek ki toplumun intikam duygusu bastırılsın. Fakat Hollande ve kurmaylarının istihbarat zaafı, operasyon fiyaskosu, kriz yönetimi, Cumhurbaşkanının konuşmalarında verdiği mesajlar çok da parlak değildi. Devletin başının şu an fısıldamaması gerek, “biz biriz ve güçlüyüz”ü yere göğe bağırması gerek. Bana öyle geliyor ki, Hollande bu sürecin sonunda koltuğunu tekrar Cumhurbaşkanlığı hayalleri kuran Sarkozy’ye kaptıracak. Batı ülkeleri Ortadoğu’da dostunu düşmanını daha iyi tartarak belirleyecek, teröristin eline önce silah verip, ucu kendine dokununca tukaka demeyecek.

Meraklısına dipnot:
Aslında Charlie Hebdo bizim basında yansıtıldığı gibi İslam karşıtı bir dergi değil. Adamların işi mizah, toplumdaki her şeye, her tele dokunuyor. Bunun içinde dinler de var, siyasi olaylar da. Kaldı ki Hıristiyanlıkla ilgili eleştirileri Müslümanlıktan katbekat fazla. Derginin aslında tam da eleştirdiği şey -İslam’ın bir kesimindeki radikalleşme- yüzünden en önemli çizerlerini kaybetmesi kaderin kötü bir cilvesi. Yoksa yazarlarının çizerlerinin birçoğu bizim ülkemize de gelmiş gitmiş, camiye de girmiş çıkmış, Müslümanlıkla bir alıp veremediği olmayan işinde gücünde insanlar.
İnternette katliam sonrası Türk haber sitelerinde bu kadar çok “oh olsun, gebersinler, vuranların ellerine sağlık” yorumu olması da düşündürücü ve ürkütücü. Konu din olunca hakkını savunmanın, iletişebilmenin tek yolu ölümden mi geçecek artık?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s